ÜNİVERSİTENİN BÖYLESİ DE VARMIŞ
Yaklaşık bir ay kadar önce,Bolu İzzet Baysal Üniversitesinden bir davet aldım.“BİLİM TOPLULUĞU” denen öğrenci oluşumu bizi“Asılsız Ermeni Soykırım İddiaları” ile ilgili bir konferansa çağırıyorlardı.26 Nisan Salı günü saat 13.30’da zamanını kararlaştırdık ve önceki gün bu amaçla Bolu’ya giderek yoğun bir gün yaşadık.
Hazır Bolu’ya gitmişken Milli Eğitimdeki arkadaşlar da “Kitap Okuma ve Başarıda Motivasyon” konulu bir seminer hazırlamışlar.Lise öğrencilerine öğleden önce verdiğimiz bu seminere öylesine ilgi vardı ki,1,5 saat olarak düşündüğümüz proğramı saat 13’ü geçerek anca tamamlayabildik.Ardından apar topar kampüse vardığımızda,Üniversitenin Kültür Merkezi Salonu hınca hınç dolmuş ve ayakta da yer olmamacasına bizi bekliyorlardı.Bu ilgi ve coşku karşısında doğrusu biraz şaşırdığımı da ifade etmeliyim.
Konferansa başlamadan önce ,ön sırada oturan Dekanlara ve Öğretim üyelerine dedim ki:“Bu manzara karşısında,büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.Üniversitelerimizde özlediğimiz manzarayı şu an karşımda görmekteyim.İdeolojik saplantılar ve terör yerine,böylesine güzel sosyal ve kültürel faaliyetlerin hakim olduğu ortamlarda okumayı o kadar isterdim ki...Fakat bize her gün 20-30 insanın terörden hayatını kaybettiği ve olayların merkez noktasında bulunan İstanbul-Beyazıtta can derdi ve sitres altında okumak nasipmiş.Üstelik fakültenin 2 gün açık,anarşik olaylar üzerine 3 gün kapalı bulunduğu zamanlarda.İyiki bu zamanlarımı bir çok arkadaşımın yaptığı gibi sinemalarda değilde,kütüphanelerde geçirmişim.Bugün sizlere hitap etme konumundaysam,işte bu keyfiyet neticesindedir.Üstelik böylesi güzel bir proğramın hazırlayıcısı öğrenciler olunca,bu etkinlik daha da anlamlı olmuş.Üniversite gençliğinin bu yöne kanalize olması ne kadar sevindirici ise,sizlerin de öğrencilere güvenerek bu ortamı oluşturmanız her türlü takdirin üzerindedir.Merak ettiğim şey ise,bu ideal manzaranın diğer üniversitelerimizde de olup olmadığıdır.”
Öğrenciler o kadar seviyeli ve olgun ki,2 saat devam eden ve sunuyla da takviye ettiğimiz konferans boyunca ilgi devam etti ve hiçbir taşkınlık yaşanmadı.Sorular çok anlamlı ve nazik olduğu kadar,konunun özümsenmesinin de bir ifadesi gibiydi.Aslında bu tür ortamlarda genellikle havayı bozan birilerinin çıkması muhtemeldir ama olmadı.Onların kitaplarımızı alıp imzalatmak için sıraya girmeleri ve ardından da samimi teşekkürleri beni ayrıca mutlu etti ve duygulandırdı.
Bilim Topluluğu yönetiminde bulunan öğrenciler,bize Üniversiteyi gezdirdiler ve çevreyi tanıtarak bilgi verdiler.Tarih bölüm başkanını ziyaretten sonra,Üniversite yönetiminin kendilerine tahsisi ettiği büyük ve geniş bir yere giderek birlikte çaylarımızı içip,sohbet ederken“Bilim Topluluğu Bolu Rehberi” adlı bir dergi takdim ettiler.Onu inceleyince öğrenciler gözümde bir o kadar daha büyüdü.
Bakın daha ne faaliyetler gerçekleştirmişler:
Prof.Dr.Erdal İnönü,“Bilim ve Kültür Konferansı”
Doğan Cüceloğlu,“Geleceğine Yön Veren İnsan Konf.”
Cesur Kubat, “Şiir Dinletisi”
Kemal Şahin, “Başarılı Olmanın Yolları Konf.”
İbrahim Sadri, “Söyleşi”
Ahmet Işıkara “Depremle Birlikte Yaşamak Konf.”
Ayrıca Kitap Paylaşım Kampanyası,Kitap Fuarı,Bilişim Tekno Günleri,Çanakkale Şehitlerini Anma,Ankara ve İstanbul Gezileri,Matematik,Sağlık ve Kariyer Planlama seminerleri ve konferanslar gibi daha pek çok aktiviteleri var.Bu gençler takdir edilip alkışlanmaz mı?Zaten bir süredir bir çok üniversite sürekli irtifa kaybederken,İzzet Baysal Üniversitesinin gerek puanlarının artışı,gerekse ilginin oraya yönelmesi ile her geçen gün popüleritesinin yükselişi tesadüf değilmiş.
Elbette bu başarıda bir İzzet Baysal faktörü görülüyor.Ancak böylesi güzel oluşumların ortaya çıkması ve sosyal ve kültürel etkinliklerin yapılması için de ,her üniversiteye bir İzzet Baysal gerekmez. Bu gelişmeler beni ziyadesiyle mutlu etti.Çünkü bazı üniversitelerimizde görülen ve her gün basında yer alan yolsuzluklar,elemen alımında kayırmalar ve suistimaller,Osmanlının yıkılışını hızlandıran beşik ulemasının benzeri versiyonlarının yer yer ve sık sık görülmesi,ilmi çalışmalardan ziyade şekli uygulamaların ön planda tutulması,halka biraz tepeden bakılması gibi olumsuzluklar ile üniversitelerin hem imajı zedelenmiş,hem de halktan kopuk kurumlar gibi değerlendirmelere yol açmıştı.
Boluda kültür ve sanatın nabzını elinde tutan okur yazar dostlarla da sohbet etme imkanı bulduk.Üniversiteyi sordum ve dedim ki:“Sizin Üniversiteniz de tepede kurulmuş.Sizde de mi Üniversite şehre ve halka hep yukardan bakıyor?”
“Kesinlikle hayır”dediler.Biz de Üniversite halkla bütünleşmiştir.Elbette öyle olmalı.İsmin başına birkaç harf ilave etmekle her şey bitmiyor.Aslında başlıyor. Ne kadar güzel halkın içinde ve kalbinde olmak ve onunla bütünleşmek.Vay bee!Demekki böylesi üniversitelerimiz de varmış.
Mustafa Turan